23 Mayıs 2016 Pazartesi

'Anılar'ıma sahip çık!....



                Korkuyorum kaybetmekten. Ya onları da kaybedersem? Her geçen gün biri daha kayıp giderse ellerimden! Anılarımdan bahsediyorum sizlere.. Kaybından korkacağım ona dair bu kaldı sadece elimde. İnsanoğlu ne tuhaf. Ben her zerresini iyi kötü demeden tutmaya çalışırken ana bellekte, yanarken ön belleğe attığım silinip gidenlere birileri hafızasını silip bitirmek derdinde. O da haklı belki de kendince. Ne çok acı tatlı şey yaşatıp biriktiriyor hayat insan beyninde. Korkuyorum ben unutacağım , unuttuğum her karede.
                 Bu kadar korkarken unutmaktan, dipte kalanlar çıkıyor ana bellekten... Geçmişe dair, eskiye.. Az eşya çok dost biriktirdiğimiz, günümüzün komşularla geçtiği, ilk çamaşır makinesini aldığımız saatlerce dönmesini izlediğimiz zamanlara ait anılara.. Aile olduğumuz zamanlara... Babamızdan korktuğumuz, annemizi şımarıklıktan bıktırdığımız yıllara... Okulda tost alabilecek kadar paramız varsa bizden daha zenginin olmadığını sandığımız yıllara... Gözlerim dola dola, içimde tanımadığım bir sesin haykırdığı bu zamanlardan o yıllara.... Ah deyip susuyorum, ah deyip içime doluyorum, bir ah daha deyip sözlerimden akmayanı gözlerimden akıtıyorum.. Beni tekrar yaşama bağlayacak, nefes alışlarımı kontrol etmemi sağlayacak bu zamanı bile sevmiyorum. Ki artık biliyorum zamanın  yetersizliğini... Değiştiremeyeceğini bildiği her şeyle seni baş başa bırakıp içine işlemesini seyrettiğini. Adına zamanla alışılıyor dedirtip bizi acının en derin olduğu anda uyuşturduğunu bildiğimden beri.
                 Sarıldım ya bırakmak gibi bir niyetim yok anılarımı karadeliğin içine.. Sımsıkı kenetledim ana belleğime.. Ama yaşanan her şey üzerine eklenirmiş ya hatırlanan da sondan başa diye gidermiş İşte tam olarak korkum bu aslında yaşadığım her yeni şeyden tam olarak zannımca...
                

9 Mayıs 2016 Pazartesi

Gitmeleri Sevmek..

             Gitmeyi sevdim işte ben... Benden ebediyete giderek yeniden gitmeleri var eden gidenlerin gitmesine dayanamadan gitmeyi... Yokluğunu gittiğime götüremeyecekmişim gibi. Aslında benim gitmem yokluğunu götürdüğümü anlamayacakların arasına girmeyi istememden..
                                                                                                                             dünya ile ilgili görsel sonucu




        

             Baktım kalarak olmuyor, ben de hep gitmeleri sevdim. Belki en iyi karede, belki en çok insan biriktirdiğim şehirde.. Olayın belki de en heyecanlı yerinde... Sevdim işte gitmeyi. Kaçmak, saklanmak değildi ki.. Yeniden başlamak. Var olduğum yerde defalarca yeniden başlamanın üstüne, beni hiç bilmeyen bir şehirde, bilinmezlikle yeniden başladım bir kaç kez bende. Yine hazırlanıyorum gitmeye... Gidemezsem ne yaparım bilmiyorum, henüz bir b planım yok benim de. Kimseleri tanımadığım bir yerde, yaşadığım acıları, sancıları bilmeyen birilerinin şehrinde hayatı izlemek istiyorum sadece. Anlatmadan, paylaşmadan yaşamın kıyısından tutup beni sürüklemesini, bıraktığı yerde peşine düşüp ömrümün o seanslarını tamamlamayı belki de... Yeniden başlamamış kim anlar ki beni? Kim bilebilir bir şehrin sana verdiği tüm hayatı bir tekmeyle kırıp döküp, yeni bir şehrin senden uzun zamanlar saklayacağı kurulu hayata kucak açmasa da başlamayı...
            Kendimi kendimde bırakamaz olmuşum. Yıllarca hayata sıkı sıkıya tutununca beni bana bırakmaz olmuş o da. Hayatın merkezine oturtup, kendi hayatımın merkezini kaydırmışlar. Bazen düşünüyorum da dünyanın yörüngesi tersine mi döner hayat?  Var mıdır buna engel olacak bilinmeyen bir enerjili hat? İki yörüngenin tezatlığı mıdır aslında insanın işlerinin ters gitmesine engel olan halt:) Ya da aynı yörüngeyi bulunca mı insanın bu dünyaya vedasıdır sebepler arasında en aslolan... Uzlaşmaya varacağı yok  bu dünyanın içine sığınmış insan oğluylan.. Benim de hiç niyetim yok zaten dünyaya yalakalık yapıp, iyi geçinmeye çalışmaya var olmuşsam. :) Bu yazı da böyle biter gider, ne olacak sanki sonunu bağlayamamışsam:)))