Korkuyorum kaybetmekten. Ya onları da kaybedersem? Her geçen gün biri daha kayıp giderse ellerimden! Anılarımdan bahsediyorum sizlere.. Kaybından korkacağım ona dair bu kaldı sadece elimde. İnsanoğlu ne tuhaf. Ben her zerresini iyi kötü demeden tutmaya çalışırken ana bellekte, yanarken ön belleğe attığım silinip gidenlere birileri hafızasını silip bitirmek derdinde. O da haklı belki de kendince. Ne çok acı tatlı şey yaşatıp biriktiriyor hayat insan beyninde. Korkuyorum ben unutacağım , unuttuğum her karede. Bu kadar korkarken unutmaktan, dipte kalanlar çıkıyor ana bellekten... Geçmişe dair, eskiye.. Az eşya çok dost biriktirdiğimiz, günümüzün komşularla geçtiği, ilk çamaşır makinesini aldığımız saatlerce dönmesini izlediğimiz zamanlara ait anılara.. Aile olduğumuz zamanlara... Babamızdan korktuğumuz, annemizi şımarıklıktan bıktırdığımız yıllara... Okulda tost alabilecek kadar paramız varsa bizden daha zenginin olmadığını sandığımız yıllara... Gözlerim dola dola, içimde tanımadığım bir sesin haykırdığı bu zamanlardan o yıllara.... Ah deyip susuyorum, ah deyip içime doluyorum, bir ah daha deyip sözlerimden akmayanı gözlerimden akıtıyorum.. Beni tekrar yaşama bağlayacak, nefes alışlarımı kontrol etmemi sağlayacak bu zamanı bile sevmiyorum. Ki artık biliyorum zamanın yetersizliğini... Değiştiremeyeceğini bildiği her şeyle seni baş başa bırakıp içine işlemesini seyrettiğini. Adına zamanla alışılıyor dedirtip bizi acının en derin olduğu anda uyuşturduğunu bildiğimden beri.
Sarıldım ya bırakmak gibi bir niyetim yok anılarımı karadeliğin içine.. Sımsıkı kenetledim ana belleğime.. Ama yaşanan her şey üzerine eklenirmiş ya hatırlanan da sondan başa diye gidermiş İşte tam olarak korkum bu aslında yaşadığım her yeni şeyden tam olarak zannımca...